BLOGUMA HOSGELDINIZ
ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP



Hakkımda

13 yaşındayım.Koç burcuyum.8.sınıfa gidiyorum.Voleybol kursuna gidiyorum.Önceden taekwondoya gidiyordum fakat bıraktım ama Güneydoğu Anadolu 3.bronz madalyam var.Kitap okumayı,şarkı dinlemeyi,site açmayı,çiçek yetiştirmeyi ve dergi okumayı çok seviyorum.Bu benim 2.blogum önceki blogum kırıldığı için çok üzülüyorum,ama blogunda güzel olacağınada inanıyorum.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler


Favorilerim


Arkadaşlarım

destina95

gulumseyisim

berfin03

bubbi95

acemica

daisy1

bloomseray

winxgirl123

mmelikee

gruphepsililer

gizemli7806

witchgirllll

barbiesu

dollzgezegeni

ritagirl

denizincileri

kizlarulkesi

sekerkizgizem

prensesbusra97

aysenurca

gunessun

altinlale

basakprensesi

bloomkardelen

kimpossible777

yugiohun

yildizsena

cutewinx

kizlarimiz

elifeksi

acemcadii94

bloomekin

edanursaglamdankodlar

eylusume

25sevil1995

bloomsewal

ccizgifilmm

yugiandyami

nazikgirl

winxandkimpassible

shimarikk

lizadanyardim

iremrap12

mutfakperisiflora

winxfanclubb

bloomecem

ilkyaz98

stellaveben

hulyaedanur

genckizlarr

musahatice

mervealtun

lizanindunyasi

pembeguller

senakiz

stellasu

bloomkubra9

winxemineadil

harryronhermi

cloezeliha

rahimegazel

winxtutkunugirl

safa1234

prensesmorpamuk

secanur

fenerbahcefbb

winxclubbeyzahepsi

deneme25

betulsavas

ece1437

crazygirls2

crazykids3

xx12516tayfun

acemicadi97

winxvehepsikizlari

yildizkizlar


8/6/2007 - Bir Sokak Adamı

Bir Sokak Adamı

 

Bundan yıllar önce bir akşamüstü
Yorgun, argın eve dönerken
Yanından geçerken gördüm onu
Çekilmiş bir köşeye karanlıklarda
Elinde ekmeği, ekmek yiyordu
Gözyaşlarını ekmeğine katık ederek
Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu
Bir fakir gördüm, benden de fakir
Bir yoksul gördüm, benden de yoksul.

İnsanın insanı ezdiği bir dünyada
Yaşamak onun için kolay değildi
Ne evi vardı, ne parası vardı
Ne kasası vardı, ne arabası
Sokaklar onun evi, yalnızlık onun dostu
Yıllar önce terkedilmiş bir sokak çocuğuydu
Yıllar sonra ne değişti bir sokak adamı oldu.



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




8/6/2007 - Dedemin battaniyesi

 Dedemin Battaniyesi


 

Annem göğe çamaşır asmaya gidiyorum diyerek evden çıkmış bir daha eve dönmemişti.Annem belki de bacadan tütmüştü.Annem belki de yan odada bana uyku dikiyordu.Anlaşılan annem gökteki çamaşırları hala kurutamamıştı hele dedemin fil mendili büyüklüğündeki battaniyesini kurusun diye bekliyorsa annem göğe takılı bir çamaşır şarkısı olarak kalacaktı.Dedemle aynı evde kalıyorduk.O benden üç yaş büyüktü sadece, neredeyse romatizma ilaçlarını biberonla içecekti, kısacası dedem inatçı bir baston kralıydı en önemlisi çocuktu. Bahçemizin karnında kocaman bir mantar çıkmıştı sadece o mantarla konuşur mantara şarkılar söyler kızdığı zaman bastonuyla mantarın gövdesine vurur ve peyniri biten fareler gibi eve ağlayarak gelirdi.Hayalet gibi sadece belirli günlerde ortaya çıkan halam dedemi ziyarete gelir ucuz ve renksiz küp şekerleri gibi olan dişlerini sıkar kapıları çarparak evden uçardı. Dedem de arkasından ekşi ekşi biriktirdiği limonları fırlatırdı.Bütün isteği battaniyesine kavuşmak ona sarılıp uyumak ve şarkılar söylemekti belki de bütün kızgınlığı bu yüzdendi.Ben kendi kendine büyüyordum bahçedeki mantarda kendi kendine büyüyordu dedem kendi kendine sadece konuşuyordu bunun yanında diline torba geçirmiş gibi bütün limonları şapırtılı ve şupurtulu yiyordu.Bir sabah yanıma geldi gözlerimi bastonuyla açarak;

Ben gidiyorum evlat mantarıma iyi bak onunla konuş olur mu dedi ve kapıya doğru yönelirken ben de,

Nereye diye sordum..

Dedem yine sinirlenmişti ayaklarını zıplatarak,

Nereye olacak havaalanına gidiyorum .. Bütün pilotlara soracağım
Battaniyemi gördünüz mü diye.Halan gelirse uçmaya gitti dersin ..

Dedem uçmaya gitti.Hayır hayır bunu size söylemeyecektim halama söyleyecektim.Dedem gitti.Battaniyenin gökte asılı kaldığını düşünüyordu demek.Acaba annem de bütün çamaşırları toplayıp gelir miydi ? Kapı çalıyordu, dedemin gittiğine sevinen bir hal vardı kapıda. Kapı beni çağırıyordu. Kapıyı açtım, musluğa benzeyen burnuyla sinirli sinirli nefes alan halam dedemi soruyordu;

Deden yok mu?

Yok, dedim.Uçmaya gitti.

Bu sırada halam sinirden domates taşıyan kamyonlar gibi hızlıca koşmaya başladı.Ben arkasından birkaç kez güldüm ve içeri girdim. Tek başına kalmıştım.Dedem o gece eve gelmemişti.Bir sürü limon Dedemin gelmesi için sulanmaya başlamışlardı.Dedem gelmezse bu limonları gömecektim çünkü ben limon sevmiyordum hele hele dedemin canlarını çıkardığı bu limonları hiç sevmiyordum.Gökten dedeme benzeyen bastona binmiş başka dedeler geçiyordu sanki. Sonra pervaneli bir battaniyenin üzerinde limon yiyen halam kafasını yıldızlara vurup çıldırıyordu.Bütün bunlar bir oyundu biliyorum bu gece korkmadan uyumak için uydurduğum bir gök oyunu..İçeri girdim ve dedemin yerine yattım limonlar benim oradan kalıp gitmem için ekşi ekşi kokmaya başlamışlardı.Ne yaparlarsa yapsınlar dedemin sineklerin bile konmasını istemediği yatağında bu gece ben yatacaktım.Limonlar bağırmaya başlamışlardı,

Şılap şulup bize dedeni getir...
Şulup şılap bize dedeni getir...
Şapır şupur dedenin yatağından çabuk kalk.

Hıh hiç umurumda değildi. Ben de onlara;

Beni dinleyin, beni dinleyin diyorum.Dedem battaniyesini aramaya çıktı.Eğer daha fazla gürültü ederseniz suyunuzu çıkarır size içiririm
O zaman anlarsınız ne kadar ekşi olduğunuzu ..

Sesleri bitmişti.Sessizliği hiç bu kadar sevmemiştim.Uyumaya koyulmuştum bu gece komik rüyalar görmek için oyuncaklarımı ve dedemin takma dişlerini uykumun içine atıvermiştim.Anlaşılan uyumam kolay olmayacaktı bu sefer de yataktan dedeme benzeyen sesler gelmeye başlamıştı yatak hem sesler çıkarıyor hem de yerinden kalkmaya çalışıyordu bense yataktan neredeyse düşecektim. Sonra düşünmeye başladım dedemin uyuyamamasının sebebi demek bu yatakmış yatak bu sefer beni sallamaya başlamıştı yatak bana şöyle sesleniyordu:

Hey küçük canavar! kalk üstümden zaten deden ezdi bütün tahtalarımı bu gece kendi kendime şarkılar söyleyerek uyuyacağım. Haydi diyorum yoksa seni dedenin olduğu yere fırlatırım..

Gece horozları ötmeye başlamıştı ben tek başıma bir yatakla konuşuyordum buna inanamıyordum ama yatağa da sinir olmuştum. Yatak beni hızlı hızlı sallamaya devam ederken yastık da tek gözünü sonuna kadar açmış bana bakıyordu.Dedemin niye bu kadar tuhaf olduğunu şimdi daha iyi anlıyordum.Yatağın ardından yastık da kafamı sallamaya başlamıştı limonlarsa gözüme ekşi ekşi sularından fışkırtıyorlardı bu bir savaş mıydı? Hemen toparlandım dedeme çok yalvarmama rağmen bir mum almamıştı bana gece neden güneş açmıyordu ki kapkaranlık bir odada dedesiz kalmıştım önümü görebilseydim keşke... Kapı kapı çalıyordu kapı yine beni çağırıyordu. Kapıya koşarken yere düşmüştüm kafam yatağın altına girmişti kafamı kurtarmaya çalışıyordum fakat yatak kafamı sıkmaya başlamıştı kapı çalıyordu yatak kafamı sıkmaktan vazgeçmiş bu sefer de çevirmeye başlamıştı bu arada çok sevdiğim ama kaybettiğim kalemtraşım da buradaydı yatakla olan kavgamızı kesmek için yanıma koşmuştu kalemtraşım yatağın bir tahtasını tuttu ve sivriltti yatak kendisine battı ve yaralandı kendi kendini yaralayan yatağı da ilk defa görmüştüm demek ki kötülük böyleydi sivri ve yaralayıcı yatak herhalde ölmüştü halbuki onunla iyi anlaşabilirdik demek ki kötülerle anlaşma olamazdı..Tam yatağın altından kafamı kurtarmıştım ki bir tahta kurusu yani kuru böcek ailesi yanıma geldi bana koroyla bir teşekkür şarkısı söylediler,



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




8/6/2007 - Evrenin yaratılışı

Evrenin Yaratılışı

İsa'nın doğuşundan bin yıl önce; Homeros'un devrinde bile Yunan Tapınağı "mabedi" vardı. İlyada ve Odisse de yunanlıların inandıkları Tanrılar ve Tanrıçalar; efsaneleri ve özellikleri ile biliniyor, tanınıyordu.Fakat bu efsaneleri anlatan şair Homeros Tanrıların geçmişlerini ve nereden çıktıklarını hiç anlatmamıştır. O sadece Zeus'un Kronos'un oğlu olduğunu, Okeanos ile karısı Thetis'in bütün Tanrıların ve varlıkların sahibi olduğundan bahseder.

Sonraları Yunanlılar inandıkları Tanrıların tarihlerini, onların nasıl ve nereden çıktıklarını aramaya başladılar.

Eski Yunanlıların öğrenmek istedikleri ilk şey "Dünyanın yaradılışı" meselesidir. Onlar yerin, göğün, denizin, ışığın, suyun, havanın nasıl yaratıldığını bilmek istiyorlardı. Yeterli bilgileri olmadığından bütün bu şeyleri ve diğer tabiat olaylarını canlı birer varlık gibi hayal ederek, incelemeye koyuldular. Yeri, göğü, suları birer tanrı saydılar. Onlara kendi kafalarında birer insan şekli verdiler. Eski Yunanlılar, yeryüzünün yepyeni olduğu, daha kesin biçimini almadığı döneme Khaos adını takmışlardı. Khaos kelimesi büyük bir karmaşayı anlatmak için kullanılır, ve eski Yunanlılarda yeryüzünün ilk halini bir karmaşa, karışıklık olarak görüyorlardı. Efsanevi Tanrılar, işte bu el değmemiş karmaşık toprağa bir düzen getiriyorlardı.

Kargaşadan ilk çıkan Gaia yeryüzünün anası yada ana tanrıçasıydı. Gaia dünyaya bir çok tanrı ve tanrıça getirdi. Yunanistan'ın en yüce dağı, tanrıların mekanı sayılan Olympos'ta egemenlik kuran o büyük tanrılar ailesi Gaia'nın soyundan gelmedir. Gaia'nın çocukları eski çağ tanrılarının en güçlüleriydi, Yunanlılarda Romalılar da onları el üstünde tutarlardı.

Gaia ölümsüzlerin yeri olan ve yıldızlarla bezeli olan göğü yani Uranos'u yarattı. Ona, yani göğe kendisini de içine alsın kaplasın diye kendi büyüklüğünü verdi.. Ondan sonra Gaia yüksek dağları, ahenkli dalgaları bulunan Pontos'u, denizi meydana getirdi.



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




8/6/2007 - Peri masalları

Bir zamanlar yeni yetişen iki kızıyla dul bir kadın varmış. Küçük, sevimli ve yumuşak bir kızmış ama annesi onu hiç sevmezmiş. Bütün ev işlerini ona yüklermiş. Büyüğü ise annesi gibi kendini beğenmiş biriymiş.

Bir sabah küçük kız su dolduruyormuş. Çeşme başında yaşlı bir kadınla karşılaşmış.

- "Günaydın güzel kızım" demiş. "Bana biraz su verir misin?"

Genç kız "Elbette nineciğim" diye karşılık vermiş.

Böylece yaşlı kadına su vermiş. Oysa yaşlı kadın bir periymiş. Peri iyi kıza "Yaptığın iyiliğe karşı sana bir armağan vereceğim. Her söz söyleyişinde ağzından değerli bir taş çıkacak" demiş.

Kızcağız eve dönünce başından geçenleri annesine anlatmış. Kız konuştukça ağzından inciler dökülmüş.

Dul kadın çok şaşırmış. Hemen büyük kızını çeşmeye göndermiş. Kibirli kız bakmış, kardeşinin anlattığı yaşlı kadın yok. Sadece genç bir bayan gelip ondan su istemiş.

Sevgili kızı eve dönünce dul kadın telaşla "Ne oldu bakalım?" diye sormuş.

Kız "Ne olacak; genç bir kadın benden su istedi. Ben de vermedim." demiş ve ağzından yılan çıkmış.

Dul kadın öfkeyle "Bütün kabahat senin!" diyerek küçük kızı dövmüş. Sonra da evden kovmuş.

Kız ağlaya ağlaya ormanda dolaşırken bir prense rastlamış. Kız prense başından geçenleri anlatmış. Perinin verdiği olağanüstü armağanlar prensin gözünü kamaştırmış. Kızla hemen evlenmiş.

Çok mutlu olmuşlar.



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




8/6/2007 - Star peri masalı 3

STAR PERi MASALI

Hepiniz kendisine asik olan güzeller güzeli delikanli Narcius'u bilirsiniz..Her gün gölün basina kosar,suyun kipirtisiz dinginligindeki yansimasina bakar iç geçirirmis.Kendi tarifsiz güzelligi karsisinda nutku tutulurmus.Sonunda kendine asik olmus.Bir gün güzelligini daha yakindan görmek için o kadar egilmis ki,gölün içine düsüp bogulmus.

Tanrilar bu emsalsiz güzelligin ebediyen kaybolmasina razi gelmemisler ve delikanlinin düstügü yerde bir çiçek peyda olmus buna da delikanliya itafen Nergis denmis..

Ancak hikaye burada bitmiyor..Delikanlinin ölümüne çok üzülen biri daha varmis,tüm zerreleriyle her gün aglar,aci çekermis.Bu Narcius'un her gün kendini seyrettigi gölden baskasi degilmis...Sonunda periler ,gölün ahlarina, inlemelerine,aglamalarina daha fazla dayanamamislar ve yer yüzüne inmisler,göle neden agladigini sormuslar..

Göl onlara güzelligi dillere destan delikanliyi bilip bilmediklerini sormus.Periler "onun güzelligi bizim de kulagimiza çalindi ama biz onu hiç görmedigimiz için çok üzgünüz demisler".

Göl onlara delikanli gerçekten güzel miyd? diye sorunca da periler çok sasirmislar:

"Nasil olur,bunu en ayakindan gören,onunla hep beraber olan sendin.O seni ayna gibi kullanip,sularinda her gün kendi güzelliginin yansimasina bakmiyor muydu,sen bir daha bu güzelligi göremeyecegim diye aglamiyor musun?"demisler.

Göl iç geçirmis:

"Ben onun ne kadar güzel oldugunun farkinda bile degildim,Narcius için agliyorum çünkü sularima egildigi zaman,gözlerinin derinliklerinde kendi güzelligimin yansimasini görebiliyordum....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı








Takvim



WebUzmanı ip-numaram.com IP adresi

Locations of visitors to this page

page counter

img479/4299/edanurkz3ns5.gif


. : : ANKET : : .
Super junioru tanıyormusunuz?

[Sonuçlar]

Feedjit Live Website Statistics PageRank

-----KODBUL-----

Merabalar!Bloguma hoşgeldiniz.Blogumu beğendiyseniz lütfen yorum yazın.Bloguma artık az kişi girer oldu.Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.İyi gezinteler...

-----KODBUL-----


TV'de Bugün

Günlük Burç


Online Müzik

Online Müzik Dinle

Çeviri Yap

Türkçe - İngilizce Sözlük
ç - ý - ð - ö - þ - ü
Kelime:


Arama Motoru